Kocatürk Eğitim Kurumları


000 Öğretmen


000 Öğrenci


000'den Fazla Ödül

ve sayısız başarı ile gelecek nesilleri ülkemize kazandırıyor...

Duyurular

  • E-Posta Aboneliği

    Değerli velilerimiz,yeni web sitesi uygulamamız ve geliştirdiğimiz alt yapımız ile,siz velilerimize kurumumuz ve öğrencilerimiz ile ilgili en güncel bilgi ve duyuruları ulaştırabilmemiz adına lütfen e-posta bültenimize abone olunuz.

  • İK Başvuru Formu

    Kocatürk Eğitim Kurumları ailesi her dönem kadrosuna alanında uzman kişiler aramaktadır.İnsan Kaynakları formumuzu doldurarak sizde değerli ailemizin bir üyesi olabilirsiniz.

  • Öğrenci Aday Kayıt Formu

    Başarının bir gelenek olduğu Kocatürk Kolejleri her dönem yeni başarılara imza atıyor.Siz de çocuklarınız için başarılı bir gelecek planlıyorsanız bizimle aynı fikirdesiniz.


Gaziemir Kocatürk Koleji Akademik Takvim

Velilerimiz ve öğrencilerimiz okulumuza ait güncel etkinlik bilgilerini takvim uygulamamız ile kolayca takip edebilirler. Uygulamaya erişim için aşağıdaki butona tıklayınız.

Tüm Etkinlikler


Gaziemir Kocatürk Koleji Bilgi ve Destek

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz


Gaziemir Kocatürk Koleji PDR

OKULÖNCESİ DÖNEMDE ÇOCUĞUN GELİŞİMİ

Çocuğun gelişimi ve eğitimi açısından okul öncesi dönem büyük önem taşır. Çocuğunuzun gelişimine ilişkin temeller bu dönemde atılır. Çocuğun gelişimini incelemek pek çok yönden yararlıdır. Önce gelişim basamaklarında ortaya çıkan yeni yetenekler ve davranış özellikleri saptanabilir; sonra gelişimin her çocuktaki niteliğinden gelişim yönü ve hızı kestirilebilir. Kişisel ayrılıklarla birlikte ortak yanların bilinmesi çocuk eğitiminde izlenecek yolu belirler.

Sosyal Gelişim:

· Yaşamın ilk yıllarında anne-çocuk arasında kurulan simbiyotik ilişki, yaklaşık 2-3 yaşlarında çocuğun anneden ayrılma, bağımsızlaşma ve bireyleşme sürecine doğru evrilir (psikolojik doğum). Çocuğun “kendi” tercihlerinde diretmesi, her şeyi kendi başına yapmak istemesi, ve yetişkinlere sürekli “hayır” diyerek tersini yapmak istemesi, bu ayrılma/bireyleşme mücadelesiyle ilgilidir.
· Bu süreçte, çocuğun her şeyi istediği gibi yapmaya muktedir olmadığını fark edip hayal kırıklığı, çaresizlik, güçsüzlük, yetersizlik, engellenme gibi duygular yaşaması kaçınılmazdır. Ve bu duygular, çocuklarda yoğun bir öfke şeklinde dışa yansır.
· Sosyal gelişim sürecinde, çocuklar “ben merkezcilik” ten uzaklaşarak diğerleri ile “empati”  kurmaya başlar. Bunun önkoşulu, anne/babaların çocuklarıyla empati  kurabilmesidir.
· Çocuklar, yaklaşık 3-4 yaşlarında, hemcinsi ebeveyne yönelik rekabet ve düşmanlık duyguları ile birlikte, karşı cinsten ebeveyne yönelik romantik bir ilgi duymaya başlayabilir. Bu süreçte, çocuğun anneyle veya babayla “ikili ittifak” girişimine anne-babanın prim vermemesi gerekir. Bunun sonucunda, çocuk karşı cinsten ebeveynine olan “aşkından” vazgeçip hemcinsi olan ebeveyniyle özdeşleşme yoluna gider. Bu da, çocuğun cinsel kimliğini sağlıklı bir biçimde oluşturabilmesinin yolunu açar.
· Çocuklar, 3-6 yaş arasında, diğerleriyle “birlikte” bir şeyler yapmayı (oyun, vb.), paylaşmayı, ve sosyal kuralları öğrenir. Bu süreçte çocuk hem özerk bir “birey” olarak bağımsızlığını ilan eder, hem de yine özerk bir birey olarak diğer bireylerin arasına, yani topluma, katılır.
· Sosyal rollerin (anne, baba, öğretmen, doktor, polis, vb.) öğrenilmesi ve (evcilik, doktorculuk gibi) oyunların içinde prova edilmesi bu süreçte gerçekleşir.

Duygusal Gelişim:

· Çocuklar, duygularını çok şiddetli biçimde yaşar ve birbirine tamamen zıt duyguları bir arada yaşayabilir
· İlk başlarda, yaşadığı duygulara anlam veremez ve onları adlandırıp dile getirmek yerine davranışsal biçimde (ağlayarak, vurarak, küserek, vb.) dışa yansıtır. Zihinsel ve sosyal gelişimi ilerledikçe, temel duygularının farkına varmaya ve onları adlandırmaya, daha sonra da dile getirmeye başlar (duygusal zeka). Bu becerinin kazanılabilmesi için, anne-babanın kendi duygularını tanıyor olması, duygularını dile getirebiliyor olması, ve çocuklarının duygularını onlara “tercüme edebiliyor” olması çok önemlidir.
Bedensel (Psikomotor) Gelişim:
· Çocuklar, hızla gelişen bedenlerini keşfetme ve kazandıkları psikomotor becerileri deneme çabasının sonucunda, bazen yetişkinlere anlamsız gelecek veya onları rahatsız edecek şekilde aşırı hareket ederler. Zamanla, bu enerji ve hareketlilik belli alanlara ve belli amaçlara yönelecektir.

Cinsel Gelişim:

· “Melek gibi saf ve temiz” olduğu düşünülen bebeklerin ve çocukların da bir cinsel dünyaları vardır.
· Çocuklar, 3-4 yaşlarından itibaren, erkek/kadın bedeni arasındaki farklılıkları ayırt etmeye ve kendi cinsel kimliklerini oluşturmaya başlar.
· Cinselliğe yönelik artan merakın ve keşfetme çabasının sonucunda, kendi bedenini çevresindeki kişilere teşhir edebilir, cinsel organıyla oynayabilir, cinsellikle ilgili kelimeleri kullanmaya başlayabilir, arkadaşlarının veya yetişkinlerin çıplak bedenlerini gözlemek isteyebilir, arkadaşlarıyla bazı masum cinsel oyunlara girişebilir, ve anne-baba arasındaki cinsel ilişkiyi merak edebilir.

Zihinsel Gelişim:

· Uzun süreli ve şematik belleğin gelişimi, sembolleştirme, soyutlama, sınıflandırma, zaman kavramı, akıl yürütme, neden-sonuç ilişkileri, dilin daha etkin ve karmaşık biçimde kullanımı, sayı kavramı, ve hayal ile gerçek arasındaki ayrımın farkındalığı, okul öncesi dönemdeki çocuğun zihinsel gelişiminde önemli kazanımlardır.

OKUL ÖNCESİ GELİŞİMİN ÖNEMİ

Çocukların, zihinsel, duygusal, sosyal, bedensel gelişiminin %70’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Okulöncesi dönem alarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi, çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıklarının, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve biçimlendiği dönemdir. Bu süre içeri kazanılan davranış biçimleri, üm yaşam boyunca devam etmektedir. Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Yapılan çalışmalar okul öncesi eğitim alan çocuklarda okula devam oranlarının ve okul başarısının daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Okul öncesi eğitim sosyal ve duygusal gelişimi destekleyerek, yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.

Okulöncesi eğitim, insan gelişiminin en hızlı ve en duyarlı dönemini oluşturur. Yaşamın ilk yıllarında alınan eğitimin ve geçirilen deneyimlerin, ileri yaşlardaki öğrenme yeteneği ve gelecekteki başarı üzerinde de önemli etkileri vardır..

Okul Öncesi Eğitimin Çocuğa Sağladığı Yararlar

Duygusal olarak, kendi işlerini kendisi yapması, sorunları kendisinin halletmesi ve bazı kararları kendisinin vermesi sayesinde kendine güveni yükselir. Düşüncelerini dile getirebilme ve başkalarına iletebilme şansını elde eder. Özgüven bireyin kendisini yetenekli, önemli başarılı ve değerli biri olarak algılama derecesi olarak tanımlanabilir.

Fiziksel olarak kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması sonucu ince motor becerileri gelişir Ayrıca koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi faaliyetlerle de kaba motor fonksiyonlarını kullanır ve geliştirir.

Çocukların beslenme ve sağlık durumunda iyileşme görülür.

Zihinsel olarak, nesneleri eşleştirme, sınıflandırma, ölçme, gözlem yapma ve fikirler üretme gibi matematik ve bilim becerilerini kazanır. Anaokuluna başlayan çocukların zeka puanlarında yükselme görülür. Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, arkadaşlarına mektup yazmak gibi faaliyetler de dikkat ve konsantrasyonun artmasına ve erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Dikkat eksikliği sorunu ve öğrenme güçlüğü olan çocukların erken fark edilmesi ve okula başlamadan gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

Sosyal olarak, çocuklar oyuncakları paylaşmanın yanında yetişkinin ilgisini, yiyecekleri paylaşmayı ve karşılıklı konuşmayı öğrenirler. Ayrıca yaşıtlarıyla çatışmaları ve ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözümlemeyi ve kendini nasıl ve ne zaman koruyacağını ve diğer çocukların hakkına saygı göstermeyi de öğrenirler. Bütün bunlar çocuğun ileriki yaşamında ortaya çıkan tüm sorunları çözmesine yardımcı olacak problem çözme becerilerinin artmasını sağlar.

Yemek, uyku, tuvalet gibi öz bakım becerilerini kazanmak, anne-babadan ayrı kalmak duygusal gelişimine katkıda bulunarak kendine güvenini artırır.

Ebeveyn-çocuk arasında daha güçlü ve olumlu bir ilişki oluşmasını sağlar.

Yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.

Canlandırma, taklit ve hayali oyunlar sayesinde hayal gücü gelişir. Arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmak dil becerilerini geliştirir.

Anaokulu çocuğun yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak açısından da önem taşır.

Bir okul öncesi kurumda belirli zaman dilimi içinde bir sıra düzen izleyen faaliyetler, çocuğun zaman kavramını ve bunun insan yaşamındaki yerini ve önemini öğrenmesine yardımcı olur.

Okul öncesi kurum, öğretmenin denetim ve uyarıları ile çocuklara okludaki eşyaları ve oyuncakları ortaklaşa kullanmayı birbirlerinin sırasını ve hakkını gözetmeyi ve birbirleri için bir şeyler yapabilmeyi öğretecek en iyi ortamlardan biridir.

Yemek sırasında arkadaşlarına ekmek servisi yapmanın onların bardaklarına su doldurabilmenin çocuk için zevkli bir uğraş olduğu kadar gelecekteki kuracağı insan ilişkileri için de olumlu bir temel oluşturacağı kuşkusuzdur.

Çocuklar evde yapamadıkları birçok faaliyeti anaokulunda gerçekleştirirken, arkadaşları ile konuşarak onların düşüncelerinden haberdar olurlar. Kendi görüşlerini ve düşüncelerini rahatça ifade edebilirler. Hatta oynadıkları oyunlarda, gerek evde gerekse okulda yakınları ve arkadaşlarına karşı duygularını ifade etmek fırsatını bularak rahatlarlar.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE REHBERLİK

Okul öncesi eğitim döneminde çocukların her yönüyle sağlıklı gelişmeleri, okul ortamına uyum sağlamaları ve kapasitelerini ortaya koyabilmeleri için eğitim çalışmaları rehberlik hizmetleriyle birlikte yürütülmelidir.
Bu dönemde rehberlik hizmetleri kişisel açıdan; çocuğun kendini koruma, özgüvenini geliştirme, benlik kavramını oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel açıdan , okula uyum ve ilköğretime hazır olma hedefleri esastır. Bu anlamda çocuğun okulu sevmesi,okumaya-eğitime karşı güdülenmesi ve bazı temel becerileri kazanması amaçlanır. Mesleki açıdan bu dönem , mesleki gelişim sürecinin başlangıcı kabul edildiğinden, çocuğun bu döneme özgü mesleki gelişim görevlerini gerçekleştirmesine yönelik etkinlikler planlanır ve uygulanır. Bu dönemde mesleki rehberlik hizmeti sunulurken öğrencilere her mesleğin değerli ve önemli olduğu anlatılır ve onların kendilerini tanımalarına yardımcı olunur. Ayrıca öğrencilerin okul yaşamının gelecekte bir meslek sahibi olabilmek için önemli olduğunu kavramalarına yardımcı olunur. Mesleklerin her iki cinsiyet içinde uygun olabileceğini anlamaları sağlanır. Hizmetler öğretmen merkezli olarak sunulur ve ailelerle işbirliği büyük önem taşımaktadır.

OKUL ÖNCESİNDE UYGULANABİLECEK TEKNİKLER

Oyun Terapisi

Yetişkinler için danışmanlık ne ise çocuklar için de oyun terapisi odur. Oyun terapisi kelimeler yerine oyuncakları koyarak/kullanarak çocuklara kendilerini ifade edebilmelerine yardımcı olur.

Oyun terapisi çocukların uyumlu ve mutlu bir şekilde yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir. Oyun terapisi, oyunla çocuğun kendini ifade edebilmesi için doğal ortamda bulunması temeline dayanır.

Oyun ve oyuncaklar kullanılarak çocuklar ile iletişim kurmaya, sorunlarını çözmelerine ve olumsuz davranışlarını değiştirmelerine yardımcı olunur.

Çocukların oyunları ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade etme gereksinimlerini odaklanan özel bir süreçtir. Kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilirler. Bu süreçte çocuklara duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için değişik türde bir çok oyuncak sunulur. Çocukların kendilerini sanat, drama ve fantezi içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsatlar yaratılır.

 

Rol Dağıtım Tekniği

Kimdir Bu? Tekniği gibi öğrencilerin belirgin özelliklerini dolaylı yolla ortaya çıkarmaya yarayan bir tekniktir. Bu teknik aracılığıyla öğrenciler tanınmak istendiğinde, belli tiplerin tanınmasına yardımcı olacak bir oyun seçilmektedir.
Sınıf ya da gruba bu oyunun sahneye konulmasının düşünüldüğü söylenmekte ve oyunda yer verilmiş oyuncuların kişilik özelikleri anlatılmakta ya da oyun öğrencilere okunmaktadır. Öğrencilerden bu rollere uygun kişilerin seçilmesi istenmektedir.
Eğer imkan var ise bu rollerle ilgili yazı çoğaltılarak, yoksa bu rollerin adları öğrencilere yazdırılarak onlara her rolü tanımlayan cümlenin ya da rolü temsil eden adın önündeki boş yere bu rolleri en iyi yapabilecek öğrencilerin ad ve soyadlarının yazılması söylenmektedir. Yazdıklarını kimseye söylememeleri ve göstermemeleri konusunda öğrenciler uyarılmalıdır.
Her öğrenciye ilişkin olarak elde edilen bu bilgiler, öğrencilerin olumlu ya da olumsuz kişilik özelliklerinin tanınmasına yardımcı olmaktadır.

 

Sosyometri

Sosyometri; grup içindeki bireylerin birbirine karşı olan sosyal mesafelerini belirlemeye ve grubun üyeleri arasındaki etkileşim örüntüsünü saptamaya yarayan bir tekniktir.
Bir öğretmenin öğrenciyi sosyal ilişkiler içinde tanımasını gerektiren durumlar vardır. Örneğin; sınıfta öğrencilerin oturma yerlerini belirlemek isteyen bir öğretmen, onların birbirlerine yakınlık derecelerini bilmek isteyebilir. Ya da bir grup çalışması yaptıracaksa, birbirine akademik yardım sağlayabilecek öğrencileri tanıma ihtiyacı duyabilir. Öğrencinin sınıftaki yeri, arkadaşları tarafından algılanış biçimi ve benimsenme derecesi onun okula uyumunun bir göstergesi olarak öğretmeni yakından ilgilendiren hususlardır.
Bazı öğrenciler, bulundukları grup içerisinde huzursuz ya da yalnız olabilirler. Böyle bir durum, öğrencinin okuldan soğumasına neden olabilir.
Bu tekniği uygulamadan önce, hangi amaçla ya da hangi türde bilgi edinilmek istendiğine karar verilmeli ve sosyometrik testte yer alacak sorular buna göre hazırlanmalıdır.
Kimdir-Bu tekniği

Bir sınıf yada grup içindeki sosyal ilişkileri ortaya çıkaran ortaya çıkaran sosyometrik tekniklerden biridir. Kim bu tekniği grup içindeki bireyin kendi kendini nasıl gördüğünü ve diğer üyelerle nasıl bir sosyal ilişkiler içinde bulunduğunu ortaya çıkarır.
Kim bu tekniği uygulanırken bir dizi olumlu ve olumsuz davranışlar sıralanır. Bireyin, her davranışı yanına grup içinde bu davranışa sahip olan arkadaşlarını ve uyuyorsa kendini yazması istenir.
Davranışlar listesi kısa bir açıklama ile her davranışın yanına yeterli bir boşluk bırakılarak teksir edilir ve gruba dağıtılır. Cevaplama için boş kağıt dağıtılır, cevaplama yapılırken her davranışın yanına birden çok yazılabileceği gibi, aynı kişi değişik davranışların yanına yeniden yazılabilir. Bu teknikte olumlu ve olumsuz davranışlar listelenirken ifadeler düz cümle ya da bir soru cümlesi olarak yazılabilir.
Kim-Bu tekniği uygulamasının sonuçlarını kolayca yorumlayabilmek için toplanan bilgilerin tablolar halinde özetlenmesi ve bireyin kendini ve başkalarını hangi davranışlarda kaç kez yazdığını sayısal olarak belirlenmesi gerekir. Tablolar hazırlandıktan sonra sayısal değerlere bakılarak sonuçlar kolayca yorumlanıp açıklanabilir.
Kim-Bu tekniği uygulaması sosyometri uygulaması ile paralellik göstermektedir. Ancak; Kim-Bu tekniği bireyin grup içinde kendi kendin nasıl algıladığı hakkında önemli ipuçları verirken, sosyometri grubun sosyal yapısını daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Arzu listesi

Daha çok okul öncesi eğitim düzeyinde ve ilköğretimde kullanılan arzu listeleri aracılığıyla çocuk, doyurulmamış gereksinimlerini, arzularını, gerginlik, sıkıntı ve sorunlarını, ifade edemediği duygularını, güdü ve umutlarını ifade etme olanağı bulmaktadır. Uzmanlar ve öğretmenler de bu yolla çocuğu çeşitli yönlerden tanıma fırsatı yakalayabilmektedir. Arzu listeleri çerçevesinde çocuklara sorulacak sorulardan bir kaçı söyle sıralanabilir:

 

1- Bir dilek perisi çıkıp sizi üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?,
2- Bir uçan halıya binseydiniz nasıl bir yere gitmek isterdiniz?
3-Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?
4- Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?
Bu sorulara yeni sorular da eklenebilir. Çocuklara zaman zaman buna benzer sorular da bir veya birkaçı sorularak özgürce konuşmaları sağlanabilir. Bu soruların hepsinin bir seferde sorulması veya bu soruların mutlaka sorulması gerekmez,doğruda değildir. Öğretmenler veya uzmanlar çocukların da gelişim dönemlerini, yaşlarını dikkate alarak uygun sorular sormalıdır. Örneğin, “Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?”. “Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?” sorularını okul öncesi çocuğu yerine ergenlere sormak daha yerinde olur. “Bir dilek perisi çıkıp size üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?”sorusu ise okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine sorulabilir. Sorulara okul öncesi öğrencileri sözlü,okuma yazma bilen erin veya ergenler ise yazılı olarak yanıt verebilirler. Sorulara verdikleri yanıtlar aracılığı ile çocuğun doyurulmamış gereksinimleri, arzuları, gerginlik, sıkıntı ve sorunları, ifade edemediği duyguları, güdü ve umutları, özlem ve sıkıntıları, kişilik yapısı, sosyal destek sistemi ve içinde yaşadığı koşul ve olanaklar ile algıları hakkında bilgi toplanabilir. Bu teknik aracılığıyla çocuk kendini bazı yönlerden daha iyi tanıyabilir, bir iç görü kazanabilir.

 

Görüşme

Görüşme,bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Belli bir amaçla yüz yüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir. Görüşmeyi yapan kimse teknik ve beceri yönünden iyi yetişmiş olabilir, görüşme konusunda uzmanlaşmış bir kişi, de olabilir.
Herkes kendi amaçları doğrultusunda farklı görüşmeler yapabilir. Öğretmen öğrencisiyle, doktor hastasıyla, danışman danışanıyla, yönetici ise işe alacağı adayıyla vs. görüşme yapabilir.
Görüşmeciler bilgi toplamak ve bireye yardım etmek amacıyla görüşme yaparken görüştükleri bireylerin giyim-kuşamı, beden dili, ses tonu ve genel davranışlarını doğrudan gözleme olanağı bulur. Görüşmenin en üstün yanlarından biri budur. Görüşmeci görüştüğü birey hakkında oldukça fazla bilgi edinebilir. Ancak burada görüşmecinin becerikli ve yetenekli olması gerekir. Daha çok bilgi elde edebilmek için açık uçlu sorular sorulmalıdır.

Gözlem

Bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinme yolu veya bireylerin değişik ortamlarda , çeşitli davranışları hakkında onları gözleme yolu ile bilgi toplama tekniği olarak tanımlanır. Gözlem bilgi toplama aracı da diyebiliriz.
Okul öncesi eğitimde gözlem yoluyla çocukların gelişimi ve davranışları takip edilebilir.

ORTA ÇOCUKLUK DÖNEMİNİN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Okul çağı çocuğun aile yuvasından çıkıp dış dünyaya açıldığı toplumsal çevreye iyice karıştığı çağdır. Orta çocukluk dönemi kızlarda 6-11 yaş, erkeklerde ise 6-13 yaşlarına denk gelir. Dönemin başlarında dengesiz ve olumsuz bir gelişim dikkatimizi çeker. 7 yaşından itibaren giderek düzenli ve dengeli bir dönem başlar. 7-12 yaş arasında yer alan ve ilkokul yıllarına denk gelen bu dönemde, ben-merkezci konuşma ve düşüncenin önemli ölçüde azaldığı, çocuğun bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başladığı görülür.
Bedensel Büyüme ve Gelişme

İlköğrenimin ilk kademesindeki çocuklar rahatlıkla koşar, yürür, tırmanır, bisiklete binme gibi becerileri kolaylıkla kazanır.

Okul öncesi dönemde başlayan büyüme hızındaki düşme, on-on bir yaşlarına kadar süregelir. Erkek çocukları ortalama 127 cm iken, on yaşlarına geldiklerinde 138 cm’yi bulur.

On yaşlarına doğru vücut kimyasındaki farklılaşmalara bağlı olarak özellikle kız çocuklarında ani bir boy artışı olur. Erkekler 4.-5. sınıflarda kızlardan daha ufak bir görünüme sahiptirler.

Kişilik Gelişimi

İlkokul çocuğunun fiziksel varlığının farkına vardığını belirtmiştir. Çocuk sadece beden gelişiminin değil çeşitli hareket becerilerinin etkinliğinin arttığını fark eder, bunu fark ettikçe benliği gelişir. Benliğin yeterli olması demek, çocuğun giyinmeyi, yıkanmayı, ayakkabı bağlamayı yani diğer çocukların yapabildiklerini yapabilmesidir. Diğerlerinin yaptıklarını yapabilme, çocuğun benlik imajını etkilemektedir. Çünkü çocuklar bu dönemde kendilerini diğer çocuklarla kıyaslarlar.
Bu dönemde çocuklarda çalışma isteği yaratmak ve onlara başarı duygusunu tattırmak büyük önem taşır. Çocukların yaptıkları işleri takdir eden, başarılı olabileceği alanlarda kendini sınamasına olanak veren anne-baba ve öğretmenler, bu gelişim döneminde yer alan başarılı olmaya karşı aşağılık duygularına kapılma karmaşasının üstesinden gelinmesinde çocuğa yardımcı olurlar. “Ben başarılıyım.” inancı ile kişilik gelişimi olumlu olarak etkilenmiş çocuk, bir sonraki gelişim dönemine güvenle girer.

Yazı Yazma

İlkokul 1. sınıfta çocuklar yazı yazmayı öğrenecek gelişim düzeyine erişirler. Araştırmacılar yazı yazmanın küçük kas hareketlerinin kazanılmasıyla ilişkili olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden çocuklara yazı yazmayı öğretmeden önce bazı grafik desenlerin çizdirilmesi faydalı olur.

Özellikle erkek çocukların ince motor kasların koordinasyonunda sorunları vardır. Bu nedenle çok uzun süreli kalem tutma ve küçük puntolarla yazı yazmayı gerektiren ödev ve okul çalışmaları okula karşı olumsuz bir tutum geliştirmelerine neden olabilir.Bu sayede çocuğun el-kol ve göz hareketleri ilişkisi üzerinde kontrolü gelişir.

Bu çalışmalar sayesinde ilkokulun II. yarısına gelindiğinde ince motor kasların kontrolü büyük ölçüde başarılıdır. Buna bağlı olarak çocukların ayrıntılarla uğraşmayı gerektiren işlerden (el sanatları, müzik aleti çalma vb.) hoşlanmaya başladıklarını söylenmektedir.

Okuma

İlkokula başlayan çocuktan beklenti okumayı öğrenmesidir. Okumayı öğrenecek çocuğun üç görevi vardır:

Harfleri öğrenme
Harflerin karşıladığı sesleri öğrenme
Harfleri birleştirip sözcüğü okumayı öğrenme

Yaklaşık her sınıfta karşımıza öğrenme güçlüğü çeken çocuklar çıkabilir. Normal zekalı hatta bazen parlak zekalı öğrencilerde de öğrenme güçlüğü görülebilir. Bunun nedeni; dikkatsizlik, aşırı hareketlilik, dalgınlık, eksik ya da yanlış yazma olabilir. Figürlerini çizemeyen ilkokul
çocuğunda okuma yazma sorunları da varsa, o zaman beynin fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan öğrenme güçlüğünden şüphelenilir.
Bilişsel Gelişim

7-12 yaş arasında yer alan ve ilkokul yıllarına denk gelen bu dönemde, ben merkezci konuşma ve düşüncenin önemli ölçüde azaldığını, çocuğun bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başladığı bilinmektedir.

 

Sınıfların en yalın mantıksal gruplaması “sınıflar hiyerarşisi”dir. Örneğin çocuk kafasında hayvanları etoburlar ve etobur olmayanlar diye sınıflandırır. Çocuk 9 yaşına kadar sınıflar arasındaki ilişkileri anlamakta zorluk çeker. Örneğin çiçekler sınıfının altında güller, laleler vardır. Çocuk çiçeklerin öldüğünü bilir ancak güllerin hep aynı kaldığını düşünür.
Sosyal Gelişim

Çocuk kendini sınıf, arkadaş ve oyun grubunda bulur. Bu, çocuğu grupta faaliyetlere katılmaya, arkadaşlarıyla iletişim kurmaya yönlendirir.Akran grupları da çocuğun sosyalleşmesinde çok büyük rol oynar. Akran grupları 6-12 yaş döneminde gelişir. Bu gruplar seçicidir. Arkadaşlık grubunun toplumsal örgütü aile ve okuldan çok farklıdır der. Akran grubunun üyeleri hemen hemen aynı yaştadır. Yüz yüze ilişkileri kuvvetlidir. İlgileri gelecekten çok günlük ve anlıktır.

İlkokula uyum dönemini 2-3 haftada atlatan çocukların tepkileri sağlıklıdır. Bu süre uzarsa orta bir problem var demektir. Bu problem ebeveyn ve öğretmen işbirliği ile ortadan kaldırılabilir. Bazı çocuklarda okul fobisi görülebilir. Okul fobisi oluşmuş çocuklarda okula gitme saatlerinde karın, mide ağrıları, ateş çıkması gibi şeyler gözlemlenebilir.

Neden Bazı Çocukların Arkadaşları Yoktur?
Okul çağı çocuğu beğenilmek ister. Ancak bazıları arkadaşlık kurmayı öğrenmek konusunda daha yavaştır. Bir kısmı da arkadaşlık kurmaya istekli oldukları halde gruplardan dışlanmış olabilir. Dışlanmalarında veya itici bulunmalarında çeşitli bireysel özellikler rol oynayabilir.

Çocukla İlgili Etkenler
– Mizaç özellikleri (utangaçlık, saldırganlık gibi)
– Dikkat problemleri/hiperaktivite
– Öğrenme güçlükleri
– İletişim becerileri ile ilgili güçlükler
– Fiziksel engel veya itici fiziksel görünüş
– Kronik hastalıklar, okul  devamsızlığı
– Duygusal güçlükler (depresyon, düşük benlik saygısı)
– Çocuğun yalnız kalmayı tercih etmesi

Aileyle İlgili Etkenler
– Anne-babanın tutumu
– Anne-babanın çocuğun arkadaş seçimi konusunda aşırı eleştirici ve olumsuz olması
– Ana-babanın yetersiz sosyal becerilere sahip olması
– Ana-babanın ruh sağlığının bozuk olması
– Ana-babanın madde bağımlısı olması
– Ana-babanın eğitiminin şiddet içermesi

Ahlaki Gelişim

Ahlak gelişimi bireyin doğru, yanlış davranışları bilinçli olarak benimsemesiyle gerçekleşir. Kabul gören davranışlar iyi, görmeyenler ise kötüdür.  8-9 yaşından önce çocuklar kuralların nedenini bilmeden öğrenirler. 9-10 yaşından itibaren kuralların nedenlerini ve anlamlarını öğrenirler. Soyut işlemler dönemine doğru ilerledikçe, çocukların dışa bağlı dönemden, özerk döneme geçtiklerini ifade etmiştir. Dışa bağlı dönemde çocuk yetişkinler tarafından konulan kuralları sorgulamadan kabul eder. Özerk dönemde ise çocuklar başkalarının değerlendirmelerinden çok kendi yaptıkları değerlendirmeye uygun davranmaya başlarlar.

ERGENLİK DÖNEMİ

Kızlarda 12, erkeklerde 13-14 yaşlarında başlar. Sıcak bölgelerde ergenlik dönemine daha önce girilir. Ergenlik dönemi bütün toplumlarda zor geçirilir. Bunun nedeni toplumun bireyden beklentisinin fazla olmasıdır. Ergenliğin zor geçmesinin nedenleri;

Gelişimsel olarak bakıldığında önce kazanılması gereken kişisel güçlerin (temel güven, bağımsızlık, suçluluk gibi) kazanılmış olması.

Yetişkin dönemine geçmeden önce kimlik bulmaya çalışır. Kimlik bulmaya çalışırken daha önce kazanamadığı şeylerin muhasebesini de yapar. Örnek, suçluluk duygusunu üzerinden atamamışsa, yaptığı her işte kendini suçlu hissedecektir. Aynı şekilde bağımsızlığını kazanamamışsa yaptığı işlerde başkalarına bağımlı olacaktır. Kendi başına bir şey yapamayacaktır. Çalışkanlık konusunda okul döneminde başarılı değilse aşağılık duygusu kazanabilir.
Ergenlik evresinde ruhsal bağımsızlığın kazanılması gerekir.

En önemli özelliktir. Kendilerini biraz daha güçlü hisseder, derin düşünebilir. Kendine güvenmeye başlar. Sonsuz bağımsızlık kazanmaya çalışır. Bu evrede anne-baba orta yaş krizi yaşıyor olabilir. Anne-babanın en büyük isteği, şimdiye kadar yaptıkları ile yapamadıklarını çocuklarının yapmalarını isterler. Bir yönde kendileri ile özdeşleştirirler. Gurur duymak isterler. Bireylerin durağanlık ve kriz yaşamaları istenmektedir.
Fiziksel olarak değişen birey arasıra tepkilerde de bulunabilir.

Ergenlik döneminde yaşanan kimlik karmaşası (kimlik bunalımı, rol karmaşası vb.) kriz olarak nitelendirilebilir. Bu evrede kimlik bulması için gelişimsel görevler;

Karşı koyma ihtiyacındadır. Kendi düşüncelerini ifade etmesi,

Sorgulama ve düşünme (Eleştirel ve analitik biçimde). Eleştirel biçimde hiçbir şeyi beğenmiyor (Kendisine ve ailesine). Analitik şekilde çok fazla detaylara inilerek olayların doğruluğunu bulma.

Farklı düşüncelerin peşindedir. Yaşama soyut bir anlam vermeye çalışır. Yaşam felsefesi bulmaya çalışır.

Mesleki beklentileri vardır. Öğrenme motivasyonu yüksekse bir önceki evreyi rahat atlatmışsa aklında bir meslek vardır. Kimlik bulabilmesi için meslek seçimi çok önemlidir.

Yaşam felsefesi bulmalıdır. Bazı politik tercihleri vardır. Değişmeden yanadır. Kişilerin hakları önemlidir.

Cinsel yönünün belirlenmesi gerekir. Cinsel eğitimin verilmesi gerekir.Bilgileri genellikle arkadaşlarından edinir. Arkadaşlardan alınan bilgilerin çoğu doğru olmamaktadır. Bundan dolayı anne, baba ve eğitimciler bu bilgileri vermelidir.

Ahlaki bazı bakış açıları gelişmiştir.

Ergenlik dönemini iyi geçirememiş kişiler depresyona girerler. Depresyonun nedeni:

– Reaktif (Gerçek bir kayıp vardır)Bireyin kendini kurtarıp daha iyi bir yere gelmesidir.

– Bireylerin toplumdan ve anne-babadan olumlu mesajlar alamaması

– Kendisinin başkaları tarafından önemsenmediğini düşünmesi.

– Gelecek hakkında sürekli karamsarlık halindedir. Hiçbir şeyin iyi olmayacağını düşünmesi.

 

Bireyin karşılaştığı sorunlar; aile ile ilişkiler, kendi kişiliği ile ilgili sorunlar, okulla ilgili sorunlar, gelecek korkusu …. vb. Ergenlik dönemi iyi gitmezse aşırı uyum görülür. Sorgusuz, sualsiz uyumdur bu. Ergen kendi kişiliğini bulduğu zaman özdeşim kurmayı bırakır. Bireyde biyolojik, sosyal, psikolojik alanda değişiklik olur. Bu dönemle birlikte hem fiziksel hem de duygusal değişiklikler yaşanır. Bunlar da bireyde tutarsız davranışlar yaşanmasına neden olur.

Ergenler kendilerini iyi hissetmek isterler.Bu dönemde arayış içindedirler ve oldukça zorlanır. Zorlanmanın nedeni çatışmadan kaynaklanır. Kendi yaşam deneyimlerini kullanmak ister fakat yetersiz kalır. Akran ilişkilerinde zorlanır. Duygularını kontrol etmekte zorlanır.Yeterlilik duygusu artar, karar verebilme yetisi gelişir. Akran gruplarında kendini daha rahat hisseder. Ben Kimim? Sorusuna cevap arar.  Ne istiyorum? Amaçlarım ne olacak? vb. sorular çoğalır.

 

Tüm Rehberlik Makaleleri


Gaziemir Kocatürk Koleji Servis Bilgileri

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz


Gaziemir Kocatürk Koleji Sağlık Hizmetleri

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz


Gaziemir Kocatürk Koleji Yemek Hizmetleri

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz


Gaziemir Kocatürk Koleji Güvenlik Hizmetleri

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz


Gaziemir Kocatürk Koleji Öğrenci Takip Sistemi

Velilerimize okullarımızda okuyan öğrencilerimiz ile ilgili gerçek zamanlı bilgileri öğrenci takip sistemimiz ile aktarıyoruz. Şu anda sistemimiz yeni öğretim dönemi için hazırlanmaktadır.

Sisteme Giriş


Gaziemir Kocatürk Koleji İnsan Kaynakları

Hazırlanıyor...

İletişim Bilgilerimiz

Gaziemir Kocatürk Koleji Haberler